Kadri Gürsel: Rehin Türkler dış askeri müdahalelere karşı IŞİD'in canlı kalkanı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Bu felaketin elle tutulur, gözle görülür ilk sonucu, Ankara’nın Suriye ve Irak’la ilgili siyasi iradesinin tutsaklar serbest kalana kadar IŞİD’in rehinesi haline gelmesidir. Sadece Türkiye değil, Türkiye ile birlikte çalışmak zorunda olan NATO müttefikleri de, Ankara’nın telkin ve tutumlarını dikkate aldıkları nispette IŞİD’in rehinesi durumuna düşmüşlerdir.

Rehineliğin karinesi dünkü Sabah gazetesinin manşetindeydi. Başlıkta “Sakın Musul’a harekat yapmayın” yazıyordu. Sabah’a göre ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Musul’daki gelişmeler hususunda Başbakan Erdoğan’ı aramış, Erdoğan da Biden’a “Musul’daki vatandaşların can güvenliğini tehlikeye atacak her türlü girişim Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Ne ABD, ne de Irak hükümeti, bölgeye herhangi bir operasyon yapmasın” demiş.

Başbakan Erdoğan, Biden’dan ricasında haklı. Sorumlu bir liderlik, rehine vatandaşlarının hayatı tehlikeye atılmasın ister. Diğer taraftan, şunu da vurgulamak zorunlu: Sorumlu bir liderlik o vatandaşların rehin düşmemeleri için gerekli risk değerlendirmelerini de zamanında yapıp tedbirlerini alırdı. Erdoğan’ın Biden’dan ricası, IŞİD’in Musul Konsolosluğu’ndakileri rehin almakla kendi açısından ne kadar “akıllıca” bir iş yaptığını gösteriyor. Rehin Türkler dış askeri müdahalelere karşı IŞİD’in canlı kalkanıdır.

Kadri Gürsel’in yazısı