Öldürülen gazeteci Hrant Dink’in, “Haddimi bilmeliydim… Dikkatli olmalıydım… Yoksa iyi olmazdı!” diye anlattığı İstanbul valiliğinde yaptığı görüşmeyi Genelkurmay’ın istediği öne sürüldü.
Söz konusu görüşmede hazır bulunan dönemin İstanbul vali yardımcısı ve MİT bölge başkan yardımcısının tam tersi ifadeleri dikkat çekti.
Genelkurmay, MİT’i aramış

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre Dink suikastine ilişkin 26 kamu görevlisinin yargılandığı davada şüpheli olarak ifade veren eski MİT bölge başkan yardımcısı Özel Yılmaz, Dink’in Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğuna ilişkin yazısının ardından Genelkurmay’ın kendisinden bununla ilgili evrakları istediğini, bu nedenle bir mesai arkadaşıyla valiliğe gittiğini söyledi.
MİT’in dönemin valisi Muammer Güler’e ulaştığını söyleyen Yılmaz, “Bu telefon görüşmesinden sonra bölge başkanımız Güler’i arayarak, Dink’teki Gökçen’le ilgili belgelerin temini talebinde bulunmuş. Dink’in valiliğe geleceği kesinleştikten sonra vali konuyu bölge başkanımıza bildirerek, Dink’in valiliğe geldiği gün MİT’ten görevlendirme istemiş. Başkanımız da beni ve Handan Selçuk’u şifahi olarak görevlendirdi” dedi.
Tamamen spontaneymiş
Burada Dink’le ‘tesadüfen’ karşılaştıklarını öne süren Yılmaz, tamamen ‘spontane’ olarak görüşmeye katıldıklarını savundu.
Vali Yardımcısı Ergun Güngör’ün kendisini akrabası olarak tanıttığını söyleyen Yılmaz şöyle devam etti: “Biz valiliğe Dink’le görüşmek amacıyla gitmedik. Evrakları almak için gitmiştik. Güngör’ün odasında oturduğumuz sırada odaya Dink girdi. Biz odadan ayrılarak yan taraftaki odaya geçmek istediğimizde Dink, ‘Rahatsız olmayın, ben çıkayım’ dediğinde, Güngör bizleri akrabaları olarak tanıttı. Dink bunun üzerine ‘Benim için sakıncası yok’ dedi.”
Yılmaz, ifadesinde vali yardımcısını yalanlayamadıkları için görüşmeye katıldıklarını da şöyle ileri sürdü: “Güngör’ün bizleri akrabası olarak tanıtmasından dolayı vali yardımcısını zor durumda bırakmamak adına spontane gelişen bir durumda MİT görevlisi olduğumuzu söylemedik. Zaten toplantıya katılmak gibi bir amacımız da yoktu.”
Dink’i savunmuş
Yılmaz’a göre, Güngör’ün toplantıda Dink’e “Gökçen’in neye istinaden Ermeni asıllı olduğu konusunda yazı yazdınız?” sorusunu yöneltmesinin ardından da şunlar yaşanmış: “Dink Ermeni asıllı Lübnanlı bir yazarın Ermenice yayınladığı kitapta konunun geçtiğini anlattı. Ayrıca Sabiha’nın teyze kızlarının Erivan’da yaşadıklarını, bunların da konuyu doğruladığını, Atatürk’ün manevi kızının Ermeni asıllı olduğunu söyledi. Dink sohbet esnasında Güngör’e bir CD verdi. Bu CD’de Gökçen’in teyzesinin kızlarının fotoğraflarının olduğunu söyledi. Aynı zamanda renkli fotokopilerini de verdi.”
“Siz bu ülkeye lazımsınız’ dedim’
Yılmaz, Güngör’ün Atatürk’ün manevi kızının Ermeni asıllı olarak gösterilmesinin toplumda hassasiyet yarattığını, dikkatli olunması gerektiğini söylediğini belirterek şunları aktardı: “‘Bu konularda ülke açısından hassas olmakta fayda var’ dedi. Bunun üzerine Dink, ‘Sayın valim, devletimin benden bir şikayeti, bir şüphesi var ise bu ülkeyi terk ederim, ben Türk arkadaşlarımın yüzüne bakamam’ dedi. Bu aşamada ben dayanamadım. ‘Siz bu ülkeye lazımsınız, atalarınız binlerce yıldır bu ülkede yaşıyor, buralar ata toprağınız, niye terk edip gideceksiniz’ dedim. Dink bana ‘Ben ihanetle suçlanmaya dayanamıyorum, üzülüyorum, ülkemi de AİHM’e şikayet etmeyi kendimi zul görüyorum, böyle bir şey de yapmak istemiyorum’ dedi.”
Yılmaz, Dink’in yazısı nedeniyle hakkında açılan ve ceza aldığı davaya ilişkin de, “Aslında yazımda kinin bitmesi gerektiği noktasında Ermenileri suçlamıştım” dediğini de kaydetti.
Oysa söz konusu yazıdan ötürü, valilikteki görüşmeden bir gün sonra Dink hakkında şikayette bulunulmuş, iki yıl sonra ise ceza verilmişti.
Vali yardımcısı tersini söylüyor
Vali Yardımcısı Ergun Güngör ise Yılmaz’ın ifadelerine taban tabana zıt bir ifade verdi.
Söz konusu görüşmenin kendi odasında Yılmaz ve Selçuk’un katılımıyla yapıldığını anlatan Güngör, şunları anlattı: “Gökçen hakkında yazdığı yazının toplumda hassasiyet uyandırdığını, bu tür haberleri yaparken özenli hareket etmesi yönünde görüşümüzü belirttik. Aslında görüşmede bir müdahilliğim yok. Toplantının yapılmasını net olarak isteyen MİT’tir. Konuyla ilgili bir giriş yaptım. Sonra konuyu Özel Yılmaz aldı ve açıklamalarda bulundu. Ben sadece ev sahipliği yaptım, etkisiz eleman konumundaydım” dedi.
‘Kimlikleri ifşa olsun istemediler’
İki MİT’çiyi akrabası olarak tanıttığını belirten Güngör, bunu da MİT görevlilerinin talep ettiğini söyledi.
Göngör, “Çünkü MİT bizden özellikle kimliklerinin deşifre edilmemesi için böyle bir talepte bulundu. Biz de uygun gördük. Zaten görüşmenin içeriğiyle ilgili şahsımın bir tespit ve takdiri söz konusu değildir” dedi.
Görüşmede Dink’e yönelik bir ihtar ya da tehdidin olmadığını öne süren Güngör, “Dink’in hayatının tehlike altında olduğu veya yakın korumasıyla ilgili bir konu görüşülmedi. Belirli kişilerin hedef olabileceği, tedbir alması konusunda uyarı yapmadık. Çünkü kendisine yönelik tehlike olduğuna dair elimizde bir belge yoktu. Kaldı ki görüşmeyi MİT talep etti. Eğer böyle bir tehlike varsa MİT veya istihbarat biliyordur. Tedbirleri almak onların görevidir” dedi.
Güngör Dink’in yanında getirdiği dosyayı MİT görevlilerinin aldığını da sözlerine ekledi.
Dink’in öldürülmesine ilişkin 26 kamu görevlisine dava açılırken, Güngör ve Yılmaz’ın da aralarında olduğu bazı şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmişti.