Ali Bayramoğlu: Siyasi egemenin keyfilik riski hafife alınamaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Tespit şu: Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ya da Erdoğan’ın bu makama gelmesiyle birlikte, siyasetin merkezi, siyasi olayların akışı, işin doğası itibariyle ve Erdoğan seçilmeden ilan ettiği gibi Beştepe’ye kaymaya başladı… Arka arkaya yapılan seçimler bu uygulama etrafında kuvvetli bir destek ürettiyse, toplumsal talep ve meşruiyet böyle tecelli ediyorsa, hukuki yorum ve düzenleme önerilerinin bu duruma kulak vermesi gerekir. Yasaların toplumsal eğilimlere direnmesi değil, uyarlanması gerekir.

Türkiye’nin siyasi öyküsü ve anayasa yapım tarihi açısından dayanakları olan bir bakış bu. Bu öykünün dışında Türkiye gibi ülkeler yanında, başka birçok yerde temsili demokrasi modelleri, zaman zaman toplumsal meşruiyet kavramını teknik bir ayrıntı haline getirirler ve dondururlar. Ona hayatiyet kazandırılması esastır ve önemlidir.

Ancak nasıl?

Zira toplumsal meşruiyet kurucu bir kavram olduğu kadar, pimi çekilmiş bir el bombası işlevini de görebilir.

Bu yaklaşımın ‘Aşil Topuğu’ ve tartışılması gereken noktası da burasıdır.

Siyasi egemenin (tarihte pek çok örneği görüldüğü gibi “Benim meşruiyet yorumum budur, benim siyasi eğilim ve niyetlerim seçim sonuçlarını tarif eder, talebimi tarif eder” tarzı ‘temsilin özneleştirilmesi’ne dayanan) keyfilik, çoğunlukçuluk riski hafife alınamaz.

Ali Bayramoğlu’nun yazısı