14 Ekim’de ben de sahadaydım. Eminönü, Balat, Alibeyköy ve Maslak hattında teslim etmem gereken siparişler vardı. Hava bir bastırıyor, bir normale dönüyordu; ara ara sağanak geliyor, sonra kesiliyordu. Sağanağın en sert anına Sirkeci’de yakalandım. Ana arterler kullanılamaz haldeydi, her yer göle dönmüştü. Motosikletle yol almaktan çok suda yüzüyor gibiydik.
Haberleri takip etmek için bile sığındığımız benzinlikler motosikletçilerle doluydu. Duraklara sığınan insanlar bankların üstüne çıkmıştı. Bot da olsa yağmurluk da olsa, üzerimizdeki ekipmanın hiçbiri o yağmura dayanmadı. Bazı bölgeler tamamen kilitlenmişti. Motosikletin her zaman bulduğu dar aralar bile kapanmıştı ve suyun içinde kaldığımız çok an oldu. Böylesini ilk kez gördüm.
14 Ekim bize bir kez daha şunu gösterdi. Kötü havada kurye ya çalışıp canını riske atıyor ya da çalışamayıp gelirini kaybediyor. Her iki durumda da faturayı kurye ödüyor.
Kuryeler 14 Ekim’de gün boyu sağanak ve fırtına altında sipariş taşıdı. Kurye Haber’e gün boyunca çok sayıda kaza ihbarı ulaştı. Beşiktaş’ta bir kuryenin motosikleti suya gömüldü. Bir başka görüntüde bir kurye, sele kapılmamak için devrilen motosikletine tutunuyordu. Kocaeli, Sakarya ve Antalya’daki kuryeler de benzer koşullarda çalıştıklarını gösteren video ve tanıklıklarını doğrudan Kurye Haber’e iletti.
Meteorolojik veriler tedbirin çok önceden alınmasını gerektirse de motosiklet yasağı ancak gün içinde, hava çoktan kötüleşmişken, saat 18.30 sularında açıklandı. Yasak ise 21.00’de başladı. Kuryeler yasağın açıklandığı andan uygulanmaya başladığı saate kadar bile şiddetli yağış altında çalışmak zorunda kaldı. Önleyici tedbir, zorluklar yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce alınmalı.
Ama sorumluluk yalnızca valilikte değil. Platform şirketleri, uyarıları herkes kadar bilmesine rağmen sistemlerini kapatmak için valilik kararını bekledi ve yasak gelene kadar sipariş almaya devam etti. Kuryelerin can güvenliği kuryeleri çalıştıran şirketlerin değil, valiliğin kararına bırakıldı.