Aslında tarih boyunca bulaşıcı hastalıklar damgalamanın en başat öznesi olmuştur. Hastalık ve ölüm korkusu ötekileştirmeyi kolaylaştırmakta, korkutulmuş topluluklar kolay yönetilmektedir…
…Prof. Dr. Türkan Saylan ülkemizde yalnızca hastalıkla değil bu yersiz, yıkıcı damgalamayla mücadele etmiş, mücadelesinde bilimin pusulasıyla, hekimlik ahlakı ve vicdanı harmanlamıştır.
Ötekileştirilen ve yaşam hakkı elinden alınanları zalim güçlere karşı korumak ve kollamak iyi hekimlik mücadelesinin alanıdır. Cüzzam, dinlerce de bir günah için ilahi bir cezalandırma gibi yansıtılarak bu damgalama yüzlerce yıl sürdürülmüştür.
Cüzzamlılardan genellikle “kirli!” diye bağırmaları veya zil, çıngırak ya da tokmakla ses çıkarmaları istenirdi ki diğerleri onlardan uzak dursunlar; ayrıca başkalarına dokunmaları veya nefeslerini üflemeleri yasaktı.
Ne var ki, nadir de olsa kudretli kralları da etkilemiştir. Haçlı Kudüs Krallığı’nın kralı IV. Baldwin’in cüzzam olup yerine bir naip ataması, haçlılara Kudüs’ü kaybettirmiştir.