Ahmet Yaşaroğlu: Kendine sosyalist diyenler bu mücadeleden kaçamazlar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Devrimci sosyalistler bağımsız bir politik hat inşa ediyor ve bu hat ülkede açıkça faşist bir diktatörlük kurmak isteyen iktidara karşı işçi ve emekçi halkın din, mezhep, inanç, ulus, politik eğilim farkı gözetmeden birliğini sağlayarak, mücadeleye atılmasını sağlamak istiyor ve bu çizgide mücadele ediyorlar. Demokrasinin de laikliğin de bağımsızlığın da güvencesi halkın egemenliğini sağlayacak bu hattır. CHP, “eleştirmenlerinden” farklı olarak, zorunluluktan da kaynaklanan nedenlerle, sınırları dar da olsa demokratik hak ve özgürlükler için mücadele ediyor ve bu çizgisini sürdürdüğü sürece de sosyalistler için sınırları belirlenmiş olsa da olmasa da ittifak yapılacak bir gücü temsil ediyor.

CHP “eleştirmenleri” CHP tabanını kışkırtarak orada daha gerici bir eğilimin egemen olmasını, CHP merkezinin de demokratik hak ve özgürlükler sorununda Kürtleri dışlamasını, laik, antilaik ayrımını körüklemesini savunuyorlar. Bunların bazılarının geçmişteki “Ergenekoncuların” bir kısmı gibi, vatanın ve milletin birliğini savunduğu için iktidarın kucağına atlamayacaklarının bir garantisi yoktur. Bunlar subjektif, keyfi tespitler değildir, ülkenin yakın politik geçmişinden yaşanmış örneklerden çıkarılmış derslerdir.

Sosyalist olma iddiasında olanların güçlenebilecekleri tek bir alan vardır: Bu alan işçi sınıfı ve emekçi yığınlar içinde çalışmak, onları örgütlemek, sınıfın bağımsız politik bir hareket olarak ülkedeki günlük politikaya doğru bir hattan katılmasını sağlamaktır. Sosyalizm adına CHP eleştirmenliğine soyunanların ise bu tarakta bezleri yoktur. Ama çığırtkanlıkları ve yaygaraları ile işçi ve emekçi kitlelerin kafasını bulandırma potansiyelleri vardır ve hakkını vererek eleştirilmeleri bu açıdan önemlidir.

Uyanış içine girmiş tek bir işçinin, mücadele etmek isteyen tek bir gencin bile bunların zehirli dilinden etkilenmesine, kafasının karışmasına olanak tanınmamalıdır. Ülkede bir faşizm tehlikesi varsa, bunu engelleyebilecek tüm güçlerin mücadele birliğini sağlamak, tereddütlü kesimlerin de tarafsızlığını, en azından hareketsizliğini sağlamak gerekir. Kendine sosyalist diyenler bu mücadeleden kaçamazlar, onu görmezden gelemezler. Son Suriye tezkeresine hayır oyu veren partiler bu birliğin ana bileşenlerini oluşturmaktadır. Faşizmi engelleme mücadelesi bu hat üzerinden gelişecektir.

Ahmet Yaşaroğlu’nun yazısı