İslam Özkan: Sorunların kökünde toplumun devlete bağımlılığı yatıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’nin Ortadoğu’daki diğer otoriter ve totaliter ülkelerden farkı sivil toplumu sindirmek ve kendisine bağımlı hale getirmek için çok daha kompleks ve rafine yöntemler kullanıyor olmasıdır. Bu anlamda her türlü bağımsız faaliyetin sindirilmesi, sadece klasik ve konvansiyonel baskı yöntemleriyle açıklanabilecek bir durum olmayıp süreç içerisinde edinilen tecrübeler ve belki de görece daha demokratik ülkelerdeki deneyimlerin incelenip süzgeçten geçirilerek uygulanmış olma ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir.

Elbette AKP iktidarı, Çin ya da Rusya gibi bazı ülkelerde kullanılan otoriter yöntemleri kullanmakta da yeri geldiğinde bir beis görmemektedir ancak gerek Türkiye’deki Osmanlı’nın son döneminden bu yana ağır aksak da olsa işleyen bir seçim mekanizması ve ilerleyen kurumsallaşma, adı geçen ülkelerde alenen hayata geçirilen yöntemlerin uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Bu yüzden AKP’nin daha rafine yöntemlere ihtiyaç duyduğu açıktır.

Bir taraftan yüksek bir ekonomik bağımlılık içerisinde olduğu Batılı ülkelerle ilişkilerini sürdürebilmek diğer taraftan ise içerde iktidarını konsolide etme ihtiyacı, özgürlüklerle otoriterleşme arasında kendince bir denge kurmasına yol açmaktadır.

Anayasa hukukçusu Mustafa Erdoğan’ın da bir makalesinde belirttiği gibi sorunların kökünde toplumun devlete bağımlılığı yatıyor. Toplum, özgürlük, adalet ve demokrasi talep etmez, ‘külfetsiz nimet’ peşindedir ve devleti ‘nimetler havuzu’ olarak görür. Devlet her alanda hakimdir, toplum ise baskılara karşı duyarsızdır; adaletsizliklere ancak kişisel etkilenirse tepki verir.

Burada toplumun aslında öteden beri bir türlü devletten özerk olamaması ve demokratik geleneklerin bir türlü kurumsallaşamaması rol oynamaktadır.

Türkiye bir gün yeniden görece özgürlükçü ve çoğulcu bir yönetime geçerse, toplumun güçlendirilmesi ve devletin azaltılmasında yönünde adımlar atmasından başka bir çare görünmemektedir.

İslam Özkan’ın yazısı