Ege Cansen: Muhalefet, bu yapısal bozukluğu nasıl onaracağını planlamalı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Devletin, kabaca 210 milyar dolarlık (iç artı dış) borcu var. Bunun 140 milyarı döviz, 70 milyar dolara tekabül eden kısmı TL cinsindendir. TL borçların sadece üçte biri sabit faizlidir. Kalanı enflasyona endeksli veya değişken faizlidir. TL’li borçlara enflasyondan daha yüksek faiz ödenmemektedir. Eğer herhangi bir yılın devalüasyon oranı, o yılın enflasyon oranına eşit veya daha yüksekse, o yıl dövizli borçlara ödenen faizin tamamı reeldir. Ama tersinin varit olduğu yıllarda (mesela 2002-2008 arası) dövizli borçlara ödenen döviz faizinin TL karşılığı bütçede reel gider oluşturmuyordu. “Yani dövizle borçlanma, TL ile borçlanmadan ucuza geliyordu.” Bu yüzden gerek kamu kesimi gerek özel sektör firmaları, dövizle borçlanmaktan ve Hazine de döviz borcu alan kamu müteahhitlerine kefil olmaktan hiç çekinmemiştir. Üstelik AKP, bu sayede kamu borcunun, milli gelire oranını düşürdük diye de böbürlenmiştir. Türkiye ekonomisinin yapısal bozukluğu “dış-borç-kolik” olmasındadır. Bu bağlamda kamu veya özel ayırımı yapmak anlamsızdır. Türkiye tek bir bütündür. Muhalefet, bu yapısal bozukluğu nasıl onaracağını planlamalıdır.

Ege Cansen’in yazısı