Siyasal iktidarın yeni vergi paketi TBMM’de yasalaştı. İstanbul Finans Merkezi (İFM) şirketlerine ve Türkiye’ye yerleşecek yabancı milyarderlere 20 yıla varan vergi muafiyetleri (sıfır vergi) ve sembolik miras vergisi avantajları sağlandı.
Türkiye’de vergi yükünün kimin omuzlarında olduğunu anlamak için karmaşık ekonomik teorilere ihtiyacımız yok. Sadece önümüzdeki yalın gerçeklere, bordrolu bir işçinin ücretinden kesilenlerle, devasa holdinglerin bilançolarına bakmak yeterli.
İşçinin sırtındaki vergi yükü oranı, şirketlerin vergi yükü oranının tam yüzde 10 bin 920’sine (yaklaşık 109 katına) denk geliyor. Yani sistem, işçinin gelirini şirketlerin gelirine kıyasla oransal olarak yüzlerce kat daha ağır vergilendiriyor.
Şimşek’in yürüttüğü uluslararası sermaye uyumlu programın hedefi bütçede “faiz dışı fazla” vermek. Enflasyonun dizginlenemediği, uluslararası tefecilerin faiz talebinin arttığı bu düzende denklemin sonucu çok açık.
Bütçeyi denkleştirmek için gereken o para; teşviklere boğulan yerli ve yabancı sermayedarlardan, holdinglerden değil, her ay ücreti eline dahi almadan vergisi kesilen emekçilerden çıkacak. Metropollerden taşraya Türkiye işçi sınıfı bu adaletsiz vergi düzenine ve sermaye yanlısı politikalara karşı örgütlü bir itiraz yükseltmediği sürece, faturayı ödeyen hep emeğiyle geçinenler olacak.