Soner Yalçın: Salt belediyelerin yetkisi değil, toplumun kendini örgütleme kapasitesi adım adım tasfiye ediliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de belediyeler uzun süredir yalnızca “ihale”, “rant”, “yolsuzluk” ve siyasi çekişme başlıklarıyla tartışılıyor. Böylece belediyelerin tarihsel işlevi bilinçli biçimde görünmez hale getiriliyor: Yerel yönetimin toplumu ekonomik olarak örgütleyebilme kapasitesi yok ediliyor!

Evet mesele yalnızca belediye başkanlarının yetki konusu değil. Asıl mesele, merkezi iktidarın yerel ekonomiyi denetim altına alma isteği!

Erdoğan iktidarı yıllardır yalnızca siyaseti değil, ekonomik karar alma gücünü de tek merkezde toplamak istiyor. Belediyelerin şirket kurmasının, kooperatifleşmesinin ve ekonomik ortaklık geliştirmesinin Erdoğan’ın iznine bağlanması bu nedenle hiç sıradan karar değil.

Biliniz ki: Yerel yönetimler ekonomiyi yönetebildiği ölçüde bağımsızlaşır. Üretim kooperatifleri kurabilir, çiftçiyi destekleyebilir, ulaşımı ve sosyal hizmetleri piyasanın insafına bırakmadan organize edebilir. Merkezi iktidar ile rekabet edebilir ki Erdoğan’ın asıl rahatsızlığı burada başlıyor: Ekonomik olarak güçlenen belediye, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve yerel demokrasiyi güçlendiriyor.

Bu nedenle belediyenin güçsüzleşmesi yalnızca yerel siyasetin değil, toplumun kendi kendini örgütleme yeteneğinin de zayıflaması anlamına geliyor.

Gerçek şu: Külliye merkeziyetçiliği büyüdükçe yurttaş küçülür, yerel dayanışma çözülür, toplum devlete daha bağımlı hale gelir…

Görünen o ki Türkiye’de salt belediyelerin yetkisi değil, yerel ekonominin, kooperatifçiliğin ve toplumun kendi kendini örgütleme kapasitesi adım adım tasfiye ediliyor.

Ve tarih gösteriyor ki; halkın kendi kentinde söz hakkını kaybettiği yerde demokrasi uzun süre ayakta kalamaz.

Soner Yalçın’ın yazısı