Sedat Bozkurt: En az 4 yeni anayasa metni hazırda bekliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’nin “uçacağının” vaat edildiği 2017 cumhurbaşkanlığı referandumundan sonra yapılan 2018 seçimleri hariç, tüm seçim beyannamelerinde AKP’nin yeni anayasa talebi ve vaadi yer alır. Şimdi de ilgili ilgisiz her konuşmanın arasına bile “yeni ve sivil” anayasa talebi ekleniyor. AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni anayasa ya da anayasada değişiklik talebi hep dönemseldir. Şimdiki talebin de YSK’nın anayasa aykırı olmasına rağmen 3’üncü kez adaylığına onay verirken aldığı karardan kaynaklanan ve TBMM’nin erken seçim kararı alması halinde uygulanacak aday olma imkânını “kullanamama” riskine karşı olduğu da belli. Aslında niyet “bir kez daha” değil, daha önce de yazmıştım, “birkaç kez” daha. Bu da artık açıkça görülüyor. Kendi açıklamalarında bunu ortaya bu kadar net olmasa da koymaya başladı Erdoğan.

Yeni anayasa meselesini Erdoğan’ın 2028 seçimleri sonrasına ertelediğini de yazmıştım. Bunu Cumhurbaşkanı’nın hukuk danışmanı Mehmet Uçum da açıkladı. Buradaki hesap TBMM’de elde edeceği milletvekili sayısına ve TBMM çatısı altında kuracağı ittifaklara da bağlı. Uçum referandumu koşul olarak dillendiriliyor ama TBMM’de sayısal çoğunluk bulunduğunda, niyet var mı bilmiyorum ama ilk önce bundan vazgeçilir.

AKP’nin 2023 seçim beyannamesinde “Türkiye yüzyılına yeni anayasa” başlığı vardı. 12 Eylül 2023’te Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde düzenlenen “1982 yerine 2023 anayasası sempozyumu”nda konuşan Erdoğan, burada “milletin çeşitliliğini yansıtan” anayasadan söz etmiş ve bu, hayli tartışma yaratmıştı. Erdoğan’ın bu ifadesi 2023 AKP seçim beyannamesinde de “dil, din, ırk, mezhep, kültür farkı gözetmeden çeşitlilikte birliği savunan anayasa” olarak yer almıştı aslında.

Şimdi bunları dillendirse Erdoğan, “DEM’in desteğini almak” için söylendiği ileri sürülebilir. Oysa o gün, DEM siyasetini ittifak ortağı MHP ile tam karşısına koyduğu bir dönemde bunlar dile getirilmiş. Şimdi, çok rahat bir biçimde bu cümleler tekrarlanarak, yıllar öncesine ait fikirler olduğu ileri sürülerek, olası bir anayasa değişikliğinde DEM’in desteği talep edilebilir. Bu destek için zemin de aslında hazır.

Erdoğan’ın ileriye dönük siyasetine, burada da çok somut bir örnek görüyoruz. 2023 seçimini kazanıp kazanamayacağı bir yanda tartışılırken, o seçimler sonrasında kuracağı ittifakı kolaylaştırıcı adımları atmakla meşgulmüş.

Yeni anayasa meselesinde de Erdoğan’ın eli hazır. Külliye’de tartışmaya açık, muhtelif yaklaşımlara sahip (yeni anayasa konusunda ittifak yapacakları siyasi yapılara göre de değişiklik arz eden) en az 4 yeni anayasa metni hazırda bekliyor. Bu arada İyi Parti’den gelen “parlamentonun daha güçlü hale getirilmesi” önerisi üzerinde de çalışılması talimatı vermiş Erdoğan. Muhtemelen bu çalışma, hâlen parlamenter sisteme geçilmesini savunan Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun tarafından yapılıyordur. Özbudun, Özgür Özel ile yaptığı özel görüşmede, o dönem CHP olarak “yarı başkanlık sistemi”ne sıcak bakıldığını, bizzat Özel’in açıklaması olarak aktarmıştı. Yeni Parti de “muhtelif senaryolara dahil edilebilir” anlamı da taşıyor bu durum.

Yani, yeni anayasa konusunda kendisine gelen tekliflerin hiçbirini geri çevirmiyor Erdoğan. Sadece metin sayısını çoğaltıyor. Bu da muhtelif kulis bilgileriyle tartışmalara neden oluyor.

Erdoğan’ın kafasında parlamenter sisteme dönüş yok. Sadece Bilal Erdoğan AKP Genel Başkanlığı’na seçenek olduğu için, cumhurbaşkanının partiyle ilişkisinin kesilmesine sıcak bakıyor. Bakan yardımcılıklarının amacına ulaşmadığı tespiti onda da var. Müsteşarlığa dönülebilir. Bu bir teknik mesele. Böyle pek çok teknik mesele var ama bu dönem, seçime giderken cumhurbaşkanlığı sistemini tartışmaya açmaz Erdoğan da Devlet Bahçeli de. Her şeyin “çok iyi olduğunu ve çok daha iyi olacağını” anlatırken ve bu sistemle eşitlenmiş Erdoğan’a oy isterken “Cumhurbaşkanlığı sistemi olmadı, tadilat yapacağız” demeyeceklerdir.

Sedat Bozkurt’un yazısı