Defanstan çıkıp karşı atağa geçme taktiği, en azından bu konuda iktidarı koruma amacına hizmet etmiyor. Yaramadığı, ters sonuç ürettiği baştan belli.
AK Parti inanmıyorsa eskiden kendine kılavuz aldığı Şeyh Edebâli’nin Osman Gazi’ye öğütlerine tekrar baksın.
Ne diyordu; “artık beysin; öfke bize uysallık sana, suçlamak bize katlanmak sana…”
Artık iktidarsan öfke ve suçlamak millete, muhalefete düşer. Uysallık ve katlanmak yani hesap vermek de sana.
Hesap sormak iktidara, vermekse muhalefete ve gazetecilere düşmüyor.
Tüm liste açıklansın, vurguncularla mağdurlar belli olsun, aramızdaki akla kara çıksın, AK Parti gerçek bir aklanmaya girişsin, meydan haksız suçlamalara bırakılmasın, ak kalmayı başaranlar zan altından kurtarılsın isteyen AK Parti’liler yok mu?
Grup Başkan Vekili Zengin, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral, İçişleri Bakan Yardımcısı Turan, AK Parti milletvekili Bayram iktidarın kötülüğünü mü istiyordu? Karalamak, kötülemek, iktidara saldırmak için mi konuşuyorlar?
Eski Akıncılar Derneğinin devamı İnsan ve Medeniyet Hareketi aynı niyetle uyarıyor. Onların da maksadı iktidara yol göstermek.
“Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar; şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin yerini tutamaz” diyorlar. Tutar mı?
‘Ezanın, bayrağın, kişisel itibarın arkasına saklanmayın’ çağrısıdır.
Hesap sorulması kimin zoruna gidiyorsa iktidarda işi yok; devlet gücü, yetkisi ve nüfuzu kullanacak görevler üstlenmesin. Üstleniyorsa suçlamak ve hesap sormak millete, katlanmak ve hesabını vermek ona düşer. Bir zahmet kusura bakmayacak.