Zeynep Gürcanlı: Alıştığımız NATO değişiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Asıl dönüşüm, NATO’nun işleyiş felsefesinde yaşanıyor. Zirvede alınan kararlar; lojistik, hava savunması, elektronik harp, istihbarat, mühendislik, sağlık hizmetleri ve savunma sanayi üretiminin ortaklaştırılmasını öngören kapsamlı bir yapılanmaya işaret ediyor.

Fabrikaların savaş dönemlerinde hızla mühimmat ve silah üretimine geçebilecek şekilde planlanması, devlet ile özel sektör arasındaki savunma sanayii iş birliğinin derinleştirilmesi ve ortak tedarik zincirlerinin kurulması, bu yeni yaklaşımın temel unsurlarını oluşturuyor.

Ankara zirvesi sonucunda alıştığımız NATO değişiyor; İttifak, klasik kolektif savunma anlayışının ötesine geçerek, üretim kapasitesi, teknoloji standardizasyonu, ortak tedarik zincirleri ve stratejik sanayi entegrasyonu üzerine kurulu yeni bir NATO 3.0 modeline evriliyor.

Başka bir ifadeyle, güvenlik artık yalnızca askerî garantiyle değil; üretim gücü, teknoloji paylaşımı ve ekonomik dayanıklılıkla da tanımlanıyor. Bu dönüşümün arkasındaki temel neden ise ABD’nin stratejik önceliklerinin değişmesi. Washington, ağırlığını giderek Pasifik’e ve Çin ile rekabete kaydırırken, Avrupa’nın güvenliği için gerekli üretim yükünü müttefikleriyle paylaşmayı tercih ediyor.

Böylece Türk-Amerikan ilişkileri de klasik güvenlik ekseninden uzaklaşıp ticaret, ortak üretim ve savunma sanayii iş birliklerinin belirlediği yeni bir zemine taşınıyor. Türkiye açısından bu tablo önemli fırsatlar kadar kritik riskler de barındırıyor.

Savunma sanayisindeki büyümenin hangi lisans rejimleri, hangi tedarik zinciri bağımlılıkları ve hangi siyasi pazarlıklar üzerinden gerçekleşeceği dikkatle izlenmeli.

Ekonomik kazanımlar, şirket çıkarları ve ortak üretim projeleri; milli egemenlik, anayasal düzen, üniter devlet yapısı ve stratejik karar alma bağımsızlığının önüne geçmemeli.

NATO’nun yeni mimarisinde Türkiye’nin ağırlığı artarken, bu ağırlığın ülkeye sağlayacağı avantajlar kadar oluşturabileceği yeni bağımlılık alanları da Ankara’nın önündeki en önemli stratejik sınavlardan biri olacak.

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı