Şahap Eraslan: Irkçıların iç dünyasını belirleyen temel duygular çoğu zaman nefret, kıskançlık ve haset

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Irkçılığın en belirgin özelliklerinden biri, insanları görünümleri, kültürleri, aidiyetleri ya da inançları üzerinden değersizleştirmek; onları aşağı görmek ve kendini onlardan üstün saymaktır. Bu anlamda ırkçılık, insanların eşitliğini reddeder. Her ırkçı söylem, açık ya da örtük biçimde bir hiyerarşi varsayar. Bu hiyerarşide kişi, ait olduğu grubu diğer gruplardan üstün görür ve bu üstünlüğü meşrulaştırmaya çalışır.

Irkçılığın bir diğer ayırt edici özelliği ise genelleştirmedir. “Türkler”, “Kürtler”, “Müslümanlar”, “Araplar” gibi kategoriler, sanki kendi içinde homojen ve değişmez yapılarmış gibi ele alınır; bu gruplara belirli olumlu ya da olumsuz özellikler atfedilir. Oysa bu tür genellemelerin bilimsel bir karşılığı yoktur. “Türkler zekidir” ya da “Türkler esmerdir” gibi ifadeler ilk bakışta olumlu ya da nötr görünebilir; fakat aslında bunlar da özcü ve indirgemeci düşünme biçimlerinin ürünüdür. 

Irkçı düşünme ve duygulanımın bir diğer temel mekanizması projeksiyondur. Kişi, kendisine ait olan olumsuz özellikleri başkasına yansıtarak onlardan kurtulmaya çalışır. Oysa her insan yalan söyleyebilir, hata yapabilir, kötüye meyil gösterebilir. Ancak bu özellikler sanki kişiye ait değilmiş gibi “öteki”ne yüklenir: “Kürtler yalancıdır”, “Rizeliler hırsızdır”, “Araplar aptaldır”, “Bedeviler ilkeldir” gibi söylemler bu mekanizmanın ürünüdür. Bu bağlamda ırkçılık, öznenin kendi özdeğer duygusunu stabilize etme girişimi olarak da okunabilir.

Irkçıların iç dünyasını belirleyen temel duygular çoğu zaman nefret, kıskançlık ve hasettir. Bu anlamda ırkçılık, negatif duyguların pozitif bir dil içinde ifade edilmesine olanak tanır. “Memleketini, milletini seven insan” söylemi, bu duyguların üzerini örten bir kılıf işlevi görür.

Şahap Eraslan’ın yazısı