Türkiye’de son beş yılda tekstil sektörünün ihracatı giderek düşüyor. 2021 yılında tekstil ihracatının toplam ihracat içindeki payı yüzde 6,46 iken 2025 yılında yüzde 4,17’ye geriledi.
Çünkü son iki yıldır, MB ve bankalar yüksek faizle döviz alıyor ve kuru tutmak için satıyor. TL hızlı değer kazandı. Bu nedenle ihracatta rekabet gücü düştü.
Türkiye de ikili iç talep yapısı oluştu. Zengin daha zengin oldu. Yüksek fiyat ödeyebiliyor. Düşük gelir gruplarının alım gücü eridi. Ucuz ve kitlesel mal üretimi daraldı. Ama zengin için üretim var. Lüks bir mağazada, yerli bir üretim örme kazak 90 bin lira. Rahmeti Prof. Dr. Tarık Minkari olsaydı, ”şaştım kaldım” derdi.
Şimdi sektörden her gün şikayet geliyor. Giyim sanayicileri başkanı da son bir yılda 11 bin 905 kişinin işsiz kaldığını, 835 işyerinin kapandığını söylüyor. Ama ekonomi yönetiminden çıt çıkmıyor.
Aslında Türkiye ekonomi yönetimi son 20 senedir, sıcak para ve dış borç bulmaya odaklanmıştır. Bunun içindir ki 2009 krizi teğet geçti saloganına rağmen Türkiye dünyada en çok daralan ekonomi olmuştu.
Ekonomi yönetiminin politika oluşturmak için geçmişten ders alması gerekir. Bu nedenle de bu defa reel sektörden gelen şikayetleri iyi okuması gerekir. Her alanda eski krizlere göre daha fazla negatif birikme var. Bu defa yalnız enflasyon değil, hızlı daralma da yaşama riskimiz var.