Syriza’nın genç lideri Aleksi Tsipras’ın temel vaadi, 3 milyondan fazla insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığı ülkeyi, AB’nin ağır tasarruf politikalarından kurtarmaktı. Şimdi soru, Yunanistan’ın AB’ye olan dört yüz milyar Euro’ya yakın borcunu nasıl ödeyeceği ve ihtiyaç duyulan yeni kredi-hibelerin akıbetinin ne olacağı.
Daha da önemlisi, AB’nin, Birliğin ekonomik programlarını reddeden yeni hükümetle ilişkilerini nasıl bir formda yürüteceği.
Tabii bunlar gerçek sorular ve sorunlar. Tsipras ve AB de şimdiden kafa yormaya başladılar. Ama boşuna zahmet ediyorlar. Öyle ya, Türkiye’ye baksınlar, “sürekli devrim” başladı bile.
Günlerdir ne nümayiş ne nümayiş. Hayır, enternasyonalizm falan diyeceğim ama Syriza ile ideolojik benzerlikleri olan bir iki marjinal grup ve bazı HDP’liler dışında kutlamalara başlayanlar arasında “sol” yok.
Evet, yine Türk tipi!
Türkiye’de Syriza’nın seçim zaferine sevinenler, sınıfsal olarak ve söylemleri itibariyle, Tsipras’ın “Bugün yenildiler” dediği Yunanistan elitlerinin ve oligarklarının muadili.