Ekranda at yarışı, duvarda Marilyn, fonda Müslüm Baba

Kerahat vaktinden önce kapıdayım. Mekanın bütün camları film kaplı. Dışarıdan kasvetli bir havası var. Girip selam veriyorum, gayet ilgili bir genç, “Abi hoş geldin” diye karşılıyor. Sanki dün de gelmişim gibi, samimi ve sıcak kanlı. Sağdaki altı kişilik masayı gösteriyorum, “Şöyle oturayım”, “Sıkıntı yok abi” diye buyur ediyor. Yüzüm içeriye dönük yerleşiyorum. Fonda Müslüm Gürses’ten ‘Hasret Rüzgarları’ çalıyor.