Suriyeli sığınmacılar “vicdan beyazlatmacılarının” yeni malzemesi kılındı. Artık moda olan, siyasi ve ideolojik hırslarıyla körükledikleri savaşın yerinden yurdundan ettiği mağdurları üzerinden prim toplarken, sorumluluğu “başkalarına” yıkmak.
Buna çanak tutup duran Batılılara “müstahak” diyeceğim, lakin yandaşların ikiyüzlülüğü insana pes dedirtiyor. Özetle diyorlar ki, “Türkiye 2 milyon sığınmacıya şefkatle kucak açarken, Avrupa zulmediyor”…
Önce biraz utanmanız sıkılmanız olacak. Sonra nedenler ve nasıllar üzerinde az biraz düşüneceksiniz.
Geniş insan kitlelerinin yerinden yurdundan olmasını “misafirlik/ev sahipliği” edebiyatınıza meze yapmayacaksınız. Dünyanın hiçbir yerinde kontrolsüz kitlesel göç hayra olmaz. Ne yerini yurdunu terk etmek zorunda kalıp hiç bilmedikleri diyarlara göçenler için, ne de onları ağırlamak durumunda kalanlar için…
Gerçekten aklı ve vicdanı olanlar sosyal ve ekonomik sorunlar üzerinde düşünür, bunları hesap eden sorumlu siyasileri seçerler.
Diğerleri ancak o savaşları yürüten zihniyete hizmet ederler. Onlara da en fazla “vicdan beyazlatmacıları” denebilir. Hakikatte ruhları karadır…